Boğazici Arnavutköylüler Derneği / Tarihçe

1500  yıllık  tarihi  ile  Arnavutköy

Arnavutköy, İstanbul'un en eski yerleşim yerlerinden biridir. Antik dönemde ismi HESTAI idi. Bizans döneminde önemli bir ibadet merkezi olmuş ve ismi PROMOTU veya ANAPLOUS olarak bilinmektedir.
İmparator Konstantin burada içinde mozaik ikonu da bulunan Ayios Mikael kilisesini yaptırtmıştır. Köyün Arnavutköy adını hangi nedenle ve ne zaman aldığı kesinlikle bilinmemektedir. Bir rivayete göre, Fatih Sultan Mehmet'in Arnavutluk'a egemen olmasından sonra yöreden getirilen Arnavutlar bu semte yerleştirilmiştir. Bir Arnavut cemaatinin, o zamanlar bakımsız, harap ve yarı metruk olan bu sahile yerleştirilmesinin tarihi olarak 1468 verilmektedir.

Osmanlı arşiv belgelerinde Arnavutköy adına ilk kez 1568'de rastlanmaktadır. Arnavutköy'ün daha 16. Yüzyılda İstanbul'un en ünlü mesire yerlerinden biri olduğu; bağları ve bahçeleri bulunduğu; nüfusunun 19. Yüzyıl ortalarına kadar Rum ve Musevilerden meydana geldiği; uzun süreler bakımlı, canlı bir Rum köyü olarak kaldığı bilinmektedir.

Evliya Çelebi, Arnavutköy'den bahsederken "Ekmeğinin ve peksimedinin beyaz, Yahudilerinin sahib-i zevk ve ehl-i saz, Rum Hıristiyanlarının kavmi-i laz, cemaati müslimin gayet az" olduğunu yazar. Şimdi ayakta olan, çoğu bitişik düzen ve üç-dört katlı, ahşap evler geçen yüzyılda yapılmış. Semt meydanındaki Taksiarhes Kilisesi 1870'lerde yapılmıştır. Köydeki ilk cami Sultan II. Mahmut döneminde 1832'de yapılmış, semt karakol binası ise Sultan Abdülmecit döneminde, 1843'te yapılmıştır. 1912 yılına ait kayıtlara göre, Arnavutköy'de 493 Müslüman, 5973 Rum, 342 Ermeni, 32 Musevi ve 642 ecnebi yaşamaktaydı.


Kanuni döneminden itibaren semtte kurulan panayırların 1940'lara dek sürdüğü bilinmektedir. Arnavutköy sırtlarındaki çilek tarlaları, 1960'lara dek korundu. Halen semt, çok sayıda restoran, gazino ve kahvelerle Boğaz'ın canlı bir yaşam ve eğlence merkezi görünümündedir. 1980 sonrasında, yalıların önünden ve denizin içinden geçen "kazıklı yol" gibi düzenlemelere karşın, Boğaziçi'nin SİT alanı olarak ilan edilmesiyle Arnavutköy'ün dokusu korunmuştur. Tarihi eser olarak tescil edilen ahşap evlerin dış görünümleri aynen muhafaza ediliyor.

İstanbul'da hızla kaybolan "mahalle" dokusu, tüm değişime rağmen, hala geçerliliğini koruyor. Bu nedenle, Arnavutköy'ü kurtarma çabası sadece soyut bir korumacılık değil, aynı zamanda pek az örneği kalmış bir kentli yaşam üslubunu devam ettirme çabasıdır.

 
 

3. Köprüye Hayır!
Köprü kirlilik, gürültü, yıkım demektir, Köprü altında yaşamak istemiyoruz, Egzoz gazında yaşamak istemiyoruz. Köprü değil, insanca yaşam, Ormanına, suyuna, mahallene sahip çık.

Köp-rü Möp-rü İstemiyoruz
´Bu Semt Arnavutköylüler Tarafından Koruma Altında´ Üçüncü Boğaz Köprüsü ilk iki köprüde olduğu gibi İstanbul’un trafik sorununu çözmeyecek.

Boğazlarda güvenlik alarmı
Denizcilik Müsteşarlığı, ilgili kurum ve kuruluşlara bir yazı göndererek, Türk boğazlarında olası her türlü terör eylemine karşı etkin önlemler almaları ve teyakkuz halinde bulunmalarını istedi.
 
 
 
Copyright © 2019 Boğaziçi Arnavutköylüler Derneği 
Designed by IDS
TONER FİYATI